Work and Travel Hiç Böyle Anlatılmamıştı

Work and Travel Hiç Böyle Anlatılmamıştı

Herkese merhabalar. 2015 yazı WAT programında bulundum. Bu satırlarımı da Miami tatilimden yazıyorum sizlere. New Jersey/Cape May’de çalıştım ve sizlere kendi fikirlerimce Work and Travel programının artılarını, eksilerini, yaşanılacak güzellikleri veya sorunları, çalışma hayatını ve başvuru sürecinden de bahsetmek istiyorum.

Şöyle başlayabilirim; bu programa çoğu kişi dil öğrenmek için katılmak istiyor. Öncelikle bu programın dil öğrenme programı olmadığını belirtmek isterim, belli bir seviyedeki dilinizi geliştirmek ve çok güzelcene pratik yapmak için bire birdir fakat buraya dil öğreneceğim hedefiyle gelirseniz bu hayal kırıklığı yaratabilir. Wat programı bizim gibi öğrencilerin normal Amerikalı vatandaştan biraz daha az ücretle mevsimlik çalışmasını kapsayan, çalışma sonunda da 1 aylık Amerika içerisinde bulunma imkanı tanıyan bir programdır. Bizler bu programa Amerika’yı gezmek, yeni arkadaşlar edinmek, dilimizi geliştirmek ya da para kazanmak amacıyla geliyoruz. İşte burada her iki tarafın amaçları farklı olduğu için bazılarımız buna devam etmek istemeyerek erkenden ülkeye dönüyorlar ya da bıkkınlık içerisinde devam ediyorlar. Gelmeden önce buna karar verin ‘çalışma süresi genelde çalışmayla geçecek‘. Yarı yolda bırakıp gitmeyin bence. Bu süre zarfında iyi kötü para kazanacaksınız, ailenizde arkadaşlarınızdan çevrenizden uzakta kendi ayaklarınızın üzerine durabilmenin hazzına da ulaşacağınızı söyleyebilirim. Üniversitedeyken en azından ayda bir ailemi görürken burada 3,5 ayımı onlar olmadan geçirdim. Bundan mutluyum çünkü iş hayatımda nasıl zorluk çekildiğini gördüm ve hatta yaşadım. Bolca tartışmalarım oldu bu stresli dönemde. Hepsini aşmasını bilin ki sorunları çözme yetiniz artsın.

Amerika’ya Gelmek ve Yazın Başlangıcı

Work and Travel Cengiz Yamakoğlu

Work and Travel Cengiz Yamakoğlu

Şimdi bu yaza başlangıcımdan bahsedeyim. Ben de yabancı dilimi pratiğe dökme ve Amerika’yı şahsım adına keşfe çıkmak için bu programa katıldım. Her iki isteğime de ulaştım :)) Az önce de yazdığım gibi evinizden uzaktasınız ve burada yeni insanlarla arkadaşlıklar kuruyorsunuz. Çoğu yabancı oluyor ve böyle burumda benim gibi yalnız geliyorsanız insanlara güvenmeyi, onlarla yeni maceralara atılmanın mutluluğunu, çevrenizdeki bize göre yeni şeyleri yaşayarak öğrenmeyi, sürekli kendinizi yenilemeyi katıyor insana. Burda çalışma hayatında iş disiplininden tutun birçok şeyi kendi başınıza yapabileceğinizi size gösteriyor. Ev ortamını yerli ve yabancı arkadaşlarla paylaşmayı, kültürlerini tanımayı bu ortamlarda öğreniyorsunuz. Öğrenmekten kastım bunu çoğumuz bilsek de burda bizzat yaşamak bir üst basamaktır. Düşünün işte kendi emeğinizle çalışıp bununla geçiniyorsunuz daha ötesi var mı? Evin kirası, yeme/içme, eğlence giderleri, alışveriş derken paranızın hesabını yapıp daha uygun adımlar atmayı demeyeceksiniz. Kimimiz ülkeye para bile götürecektir. Bunu kendi emeğinizle kazandığınız için yemesi de ayrı bir tatlı oluyor, kimisi de harcamaya kıyamıyor. Çevreniz her geçen gün genişleyecek ve birçok ülkede samimi arkadaşlıklar kuracaksınız. Hatta sonunda onları ziyarete gitmeyi veya ülkede onları ağırlamayı da planlıyorsunuz. Bunlar harika artılar. Mesela Avrupa turuna çıkıyorsunuz ve birçok yerinde uğrayacağınız arkadaşlarınız oluyor. Sonra gelin Amerika günlerinizdeki paylaşımları yeniden canlandırın. Hayata başka bir açıdan bakmayı siz fark etmeden ulaşmış oluyorsunuz.

Dilinizi geliştirmeyi sosyal hayatınızda yapabilirsiniz. Bir de işinizdeki konumunuzda gerçekleştirebilirsiniz. Örneğin bir kasiyerseniz ya da sürekli konuşmaya dayalı bir pozisyondaysanız faydasını görürsünüz. Gerisi sizin aktif olarak yaşantınıza kalıyor. Bir arkadaşım şunu söylerdi “Work and travel pişmanlık değil bir kazanımdır” işte tam da öyle. Gelirken az çok bunları yaşayacağınızı düşünebilirsiniz. Önemli olan bu süreçte ayakta durup doyasıya keyfini çıkartmak olsun. Sürekli etrafınızda hiç görmediğiniz farklılıklar göreceksiniz, bizim bilmediğimiz kurallar ya da sistemler fark edeceksiniz, dünya mutfaklarını tadıp ‘Ben Türk mutfağına kurban olayım’ diyeceksiniz :)) Bazen de psikolojik olarak dolacaksınız. Mesela ailemden ilk defa ayrı bir bayram yaşadım. Baya bir tuhaf hissettirdi ki yazıya dökemiyorum bunu. Evdekiler senden binlerce km uzakta. Sen ise burdasın. Dahası sabah kalkınca herhangi bir bayram havası olmadığı bir güne uyanmıştım. Neyse devam edelim; sürekli burdaki durumu anlattım. Şimdi başvuru sürecinden azıcık bahsedeyim.

Karar Verme ve Başvuru Süreci

Başvuru yaparken en çok iki nokta aklımı kurcalıyordu: yalnız gelmek ve dil seviyemle ilk zamanları nasıl atlacağım endişesi. Bu programa tek geldiğime pişman değilim ama yanımda yakın arkadaşımlarımın olmasını da çok isterdim diyebilirim. Çünkü ilk zamanlar insanlara güven açısından sürekli bir mesafeyle yaklaşıyordum. İster istemez bu oluyor. Zaman ilerledikçe arkadaşlıklar da artıyor ve daha da samimi ortamlar oluşuyor. Güvenmeyi öğreniyorsunuz bildiğinizden farklı bir şekilde. Dil açısında pratik yapma ihtiyacım vardı İngilizceyi geliştirmek için. Bundan dolayı buraya adımımı atar atmaz insanlarla konuşmak istiyordum ki bir de baktım ben baya bir yol gitmeliymişim. Amerika aksanını ilk bir iki hafta anlayamadım bile. Resmen şok yaşıyordum. Yemek yiyemiyorsunuz, anlaşmakta zorluk yaşıyorsunuz derken yılmayın ve sürekli girişken olun. Anlamadıkça sorun çekinmeyin. Amerikalılar sıcakkanlı insanlardır. Sohbet etmeyi severler. Hatta ben Miami’de İngilizce bilmeyen bir dünya insanla karşılaştım. Hep İspanyolca konuşuluyor burda, Latinler buraları gasp etmiş.

Başvuruda konuşmanız olsun bu size mülakatları geçirir ve burda da üstüne koymanızı sağlayacak ortama ulaşırsınız. Kimsenin sizin gözünüzü korkutmasına izin vermeyin. Tekseniz tek arkadaşınızla birlikteyseniz de birlikte atlayın gelin. Hayatı bir de belli bir dönemliğine burdan görün. Çünkü emekçi hayatını yaşayınca anlıyoruz. Genç olduğumuz için eğlencemizden de geri durmuyoruz. Travel işte yaşanılan sorunları, yorgunluğunu unutturacak ve yeni yerleri keşfetmekten geri durmayacaksınız. Ben biraz abarttım ve tüm Doğu Amerika’yı gezdim. Size şunu diyebilirim ki şu sıralarda tatildeyim ve Amerika’ya tekrar dönmeyi çok istiyorum. Sadece sorunum: ailemi, arkadaşlarımı çok özlediğim için tatil sonlarında da eve varmaya can atıyorum hepsi bu. Yemekleri de özlemiyor değilim yani :)) Her zaman hayatınızın tadını çıkarın ve adım atmaktan çekinmeyin. Artılarla geri döneceğinize eminim. Her kazanımıyla özgüveninizi arttıran bir etkinliktir wat, muhteşem bir tecrübe. Hayat, isteyene değil almasını bilene arzuladığını verir. Bu da sizin için güzel bir şanstır derim.

Cengiz Yamakoğlu

( Bugünkü Görüntülenme Sayısı : 1 )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CAPTCHA

*